May 26 2010

The Losers (2010)

2010 yılının çıkışından önce ses getiren filmlerinden birisi. Oyuncu kadrosu gerçekten de filmi izlemeden bile merak uyandırıyor. Jeffrey Dean Morgan(Clay), Zoe Saldana(Aisha), Chris Evans(Jensen), Idris Elba(Rogue), Columbus Short(Pooch) şeklinde bir oyuncu listesi olan filmin dikkat çekmemesi gibi bir ihtimal söz konusu olamaz.

Devamını Oku


May 25 2010

Requiem For A Dream – Bir Rüya İçin Ağıt (2000)

Film izleme alışkanlığımı ilk başlatan, beni ilk etkileyen film olma özelliğini taşıyan bu yapıtı siteye koymadan içim rahat etmezdi. Yazının devamının film hakkında detaylı bilgiler içereceği bilgisini verip, hala daha bu filmi izlememiş olan o okuyucuyu uyardıktan sonra hemen gidip filmi bir yerden bulup izlemesini tavsiye ediyorum.

Devamını Oku


May 13 2010

Fiona Apple – I Want You (Türkçe Altyazılı)

İzlediğim en muhteşem canlı performanslardan birisidir. Özellikle Fiona Apple’ın şarkıyı söylerken hareket ve mimikleri insanı etkiliyor. Şarkı orijinalinde Charles Aznavour’un. Daha sonra Elvis Costello da söyledi ama sanırım hiçbirisi bu kadar etkileyici değildi. Yeri gelmişken video’da elektro gitar çalan gözlüklü kişi Elvis Costello.

Get the Flash Player to see this player.


May 12 2010

Je Vous Trouve Tres Beau – Çok Yakışıklısın (2005)

Michel Blanc ve Medeea Marinescu’nun başrollerini paylaştıkları, yönetmenliğini ve senaristliğini Isabelle Mergault adında bir zat-ı muhteremin yaptığı çok sıcak bir romantik komedi filmi olan “Je Vous Trouve Tres Beau” ya da Türkçe’siyle “Çok Yakışıklısın” bulunması zor ama mutlaka izlenmesi gereken bir film.

Devamını Oku


May 9 2010

Hayatınızda tam olmayan şeylerin yarattığı burukluk

Hayatınızda hiç olmayan şeylerin eksikliğinde hissettiğiniz gibi elinizde olduğu halde tam anlamıyla sizi doyurmayan şeylerin yarattığı hissiyattır. “Ya hiç olmasalardı” diye düşündüğünüzde bu mayhos tadın şiddeti bir parça daha şiddetli olur. Vazgeçilebilcek sahipliklerdir.

Devamını Oku


May 9 2010

Özgürlükle Bencillik Arasındaki İnce Çizgi…

Yıllarca duyduk bu cümleyi: “kişinin başkasına zarar vermeden istediğini yapabilmesine özgürlük denir“. Peki ama kişi kendisi için bir şey isterken, kendisi için bir şey yaparken sadece kendisini mi etkiler. 25 yaşına gelmiş bir kişi “ben artık bir bireyim her istediğimi yaparım. istersem suç işler hapse girerim, ister aylak aylak gezer kafama göre takılırım” diyebilir mi? Ailesini düşünmek zorunda kaldığı ve bu yüzden adımlarını ister severek ister içinde bir ukte kalarak dikkatlice attığında özgür müdür kişi?

Devamını Oku


May 8 2010

Daha kötüsü de ne biliyor musun?

Söylemiştim sana daha en başından, takıntılı bir adamım demiştim, unutamam yediremem demiştim. Her söylediğimi irdeleyip altından kavga edecek bir şey bulabiliyorken bunu hiç dinlememiş olman ne acı. Bir yılı geçti hala daha senin o önem vermediğin ayrıntı boğuyor beni.
Devamını Oku


May 8 2010

Yalnızlık Sinsi Bir Hastalıktır…

Yalnızlık sinsi bir hastalıktır. Her zaman çıkmaz ortaya, verem gibidir insanın güçsüz düşmesini bekler. Hep hissetmezsin yalnızlığı, yalnız olduğunu unutturacak biri ya da bir şey olur çevrende. Ama etraf birden sessizleşir, insanlar evlerine gider, tüm ışıklar söner bir bakarsın tek başınasındır. Dostların vardır arayıp konuşabileceğin ama aşk çoktan çekip gitmiştir. Kulaklığını takarsın sessizliği susturmak adına çünkü sessizlik durmadan yalnızlığı fısıldar kulağına ama her şarkıda yalnızlık adına en az bir cümle bulursun ya da gitarın çıkardığı bir ses gelir beyninde bir kelime olur: “yalnızlık”.

Devamını Oku


May 8 2010

Meteor

Şimdi şimdi anlıyorum ki hayal kırıklığının sorumlusu sadece hayal kırıklığına uğratan değilmiş, insan kurduğu hayalden sorumludur. Hayalim olamayacak biriydin bunu unutmamam gerekirdi. Geriye sadece bu yazı kaldı, en azından benim bakınca seni hatırlayabileceğim bir şey var, peki sen neye bakınca beni hatırlıyorsun?

Yıllar önce yazdığım bir yazı bu, nefret de bir duyguysa koymamak için bir sakınca görmüyorum buraya…

Devamını Oku


May 8 2010

İlk Gece

Hayatımda okuduğum en güzel, en içten yazılardan biri. Yazarını tanımıyorum sadece Birebir Sözlük’te gecenin bir körü başlık başlık dolanırken aniden karşıma çıktı ve beni çok etkiledi. Yazarı benim kaydımdan çok önce sözlükte yazmayı bırakmış, o yüzden kendisinden izin alamadım buraya koymak için umarım bir gün karşısına çıkarsa bana kızmaz.

Devamını Oku